TAHAHABER haber, haberler, ehli beyt haber

    Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
    Diyarbakır
    24°C
    Az Bulutlu
    Batman
    22°C
    Parçalı Bulutlu
    Van
    14°C

Ukrayna Üzerindeki ABD-Rusya Savaşı

Soğuk Savaş yıllarındaki gergin dönemleri hatırlatacak şekilde, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasında silahlı çatışma olasılığı, yeniden kaygı verici bir ihtimal haline geldi.
2014-03-08, 13:47:36
0 Yorum
Ukrayna Üzerindeki ABD-Rusya Savaşı

Yuram Abdullah Weiler

 

Press TV

 

“Eğer Washington'da insanlar molotof kokteylleri atarak Kongre'ye yürüselerdi – ve bu insanlar Ukrayna Parlamentosu tarafından yönlendiriliyor olsalardı – ve bu kişiler Beyaz Saray girişinde barikatlar kurup Beyaz Saray güvenlik muhafızlarına taş atıyor olsalardı, Başkan Obama güvenlik güçlerini geri çeker miydi?”

 

— New York Üniversitesi Fahri Profesörü Stephen Cohen

 

Soğuk Savaş yıllarındaki gergin dönemleri hatırlatacak şekilde, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasında silahlı çatışma olasılığı, yeniden kaygı verici bir ihtimal haline geldi. Ancak ABD Başkanının Küba'ya yerleşen Sovyet füzeleri hakkındaki ateşli söylemlerinden farklı olarak, bu kez Moskova'nın Ukrayna'nın içişlerine karıştığı varsayımı Washington'un uluslararası toplumdan siyasi destek teminatı sunmasını ve IMF'nin Ukrayna ekonomisini istikrarlı hale getirmek üzere kredi teklifinde bulunmasını getirdi. 

 

ABD Başkanı Obama, 4 Mart 2014 tarihinde “Hiçbirimiz, Ukrayna'nın iç meselesi olan ve tamamen Ukrayna halkına ait olan kararlara, hele hele askeri yoldan karışmaya ve müdahale etmeye çalışmadığımız sürece, Ukrayna'nın Batı'nın dostu ve Rusya'nın dostu olma olasılığı bulunuyor” şeklinde bir beyanat verdi.

 

İnanılmaz bir şekilde, Obama'nın tam da bu beyanatı yaptığı sırada Dışişleri Bakanı John Kerry, Kiev'de “yeni” Ukrayna hükümetinin liderleriyle görüşerek gerçekten de Ukrayna'nın iç meselesine karışıyordu. Obama, Rusya'nın Ukrayna'da ve komşu Kırım'da olanlar konusunda “meşru çıkarlara” sahip olduğunu teslim etse de, ısrarla “bu onlara, bu devlet içindeki nüfuzunu yayma aracı olarak güç kullanma hakkı vermez” diye ekledi.

 

Oysa otokratik müttefiki Suudi Arabistan'ın, ABD'nin 5. Filo karargâhlarını korumak istediği komşu Bahreyn'i işgal etmek için meşru gerekçe olarak öne sürdüğü benzeri kaygılar Washington tarafından kabul edilmişti. Karadeniz Filosu Sivastopol'da konuşlanmış olan Ruslar da, neredeyse ABD'nin İngiltere'ye karşı verdiği bağımsızlık savaşı kadar eski bir tarihten, 1783'ten bu yana Kırım'da ulusal çıkarlara sahip olageldi, bu yüzden Moskova'nın, oradaki deniz kuvvetlerine yönelik bir potansiyel tehdide yanıt vermesi şaşırtıcı olmamalıdır. 

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'nın Sivastopol'daki Karadeniz Filosu'nda bulunan Rus askerleriyle ilgili olarak, “Onlar her zaman, Rus filosunun orada bulunmasının temelini oluşturan anlaşmalara, Ukrayna'daki meşru hükümetin ve aynı zamanda bu örnekte Kırım Cumhuriyeti'nin meşru yönetiminin konumlanışlarına ve taleplerine tamamen riayet ediyorlar” şeklinde izahatta bulundu.

 

Görünüşte Bahreyn Kralı Hamad bin İsa El Halife Riyad'dan “güvenlik ve istikrar” için nasıl yardım istediyse, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç de aynı şekilde Moskova'dan askeri kuvvetlerin ayaklanmayı bastırmasını istedi. Ancak ABD bunu “Ukrayna'nın içişlerine karışılması” olarak değerlendirirken, diğer örneği Manama'nın bir isyanı ortadan kaldırmak üzere meşru güç kullanması olarak değerlendirdi. ABD'nin bu tutarsızlığı, John Kerry'nin 2011 yılında yazdığı şu ifadelerle kolayca izah edilebilir: “Hakikat şu ki, nereye müdahale edileceğine karar verirken her örnekte ideallerimizi, çıkarlarımızı ve kapasitelerimizi ölçüp biçmeliyiz.” Her iki örnekte de ABD çıkarları, her türlü varsayımsal ideale ağır basmış görünüyor.

 

Moskova'nın Ukrayna'ya askeri müdahalesini uluslararası hukukun ihlali olarak adlandıran Obama, Rusya'yı ekonomik yaptırımlar yoluyla tecrit etmekle tehdit etti ve  Irak, Afganistan, Libya ve çok sayıda başka ülkedeki ABD müdahalelerini görmezden gelerek ABD Kongresi'ne, “hiçbir ülke sebepsiz olarak başka bir ülkeye asker gönderme hakkına sahip değildir” prensibini korumak için birleşme çağrısında bulundu.

 

Muhalif gruplarla cesaret vermek ve rejim değişikliği olasılıklarını değerlendirmek üzere Geçen Aralık ayında, Connecticut'tan Demokrat Senatör Chris Murphy ile birlikte bizzat Kiev'de bulunan Arizona'dan Cumhuriyetçi Senatör John McCain, Rusya'nın askeri duruşu nedeniyle Obama'yı suçladı ve bu durumu “artık kimsenin Amerika'nın gücüne inanmadığı, beceriksiz bir dış politikanın nihai sonucu” olarak adlandırdı.

 

Ukrayna krizini biraz farklı bir perspektiften değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin “Kiev'de ve bir bütün olarak Ukrayna'da yaşananlara dair sadece bir değerlendirme olabilir: bu, iktidarın anayasaya aykırı bir şekilde ve silah yoluyla ele geçirilmesidir” şeklinde konuştu.  Ukrayna'daki kaos için ABD'yi suçlayan Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Aleksandr Lukaşeviç ise sert konuşarak, “Washington'un düşüncesiz ve sorumsuz davranışlarının neden olduğu bütün durumlarda olduğu gibi yine vurguluyoruz: bu bizim seçimimiz değil” dedi. 

 

Bu provokatif eylemlere işaret eden Business New Europe editörü Ban Aris, “ABD yetkilileri Kiev sokaklarında göstericilere bisküviler dağıtıyordu. Rusya Dışişleri Bakanı'nın Occupy Wall Street eylemcileriyle birlikte sokaklarda olup Zuccotti Park'ta bisküviler dağıttığını hayal edin” diye yazdı. Dahası, NYU öğretim görevlisi Stephen Cohen Washington'u, Ukrayna'nın seçilmiş devlet başkanına karşı darbe tezgâhlamakla suçladı.

 

Şu andaki çıkmazın nasıl geliştiğine kısaca bakalım. 21 Kasım 2013'te AB ile entegrasyon anlaşmasını imzalamayı reddettiği için Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'i ayaklanmadan sorumlu tutmak cezbedici olsa da, son protestolara yol açan sorunlar çok daha geriye gidiyor.

 

Rusya Kırım'ı ilk olarak 1783 tarihinde ilhak etmiş, eski Sovyet lideri Nikita Kruşçev ise, 1954 yılında ülkeyi, 1654 tarihli Pereyeslav anlaşmasına kadar giden 300 yıllık Rusya-Ukrayna dostluğunun anısına Ukrayna'ya hediye olarak verdiği zaman var olan Kırım karmaşasını hızlandırmıştı. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Kırımlılar Ocak 1991'de özerklik için oylamaya gitti, ancak Kırımlıların yaklaşık %54'ü Aralık 1991'de Ukrayna'nın bağımsızlığı lehine oy kullandı. Dönemin Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Kırım'ın özerkliği sorununu Ukrayna parlamentosuna yönlendirdi, ancak Kırımlılar inisiyatifi ele alarak Mayıs 1994'te bağımsızlıklarını ilan ettiler. Moskova, Karadeniz Filosu'nun orada bulunması nedeniyle, Sivastopol'un bir Rus şehri olarak kalması için ısrar etti.

 

1997 yılı itibariyle Rusya ve Ukrayna, Karadeniz Filosu meselesini çözümleyen bir anlaşma imzaladı. 1998 yılında Viktor Yuşenko başbakan seçildi, ancak 2001 yılında Parlamento'da yapılan bir güvensizlik oylaması neticesinde görevden alındı. Bir reformcu ve yolsuzluğa karşı mücadele eden bir isim olarak görülen Yuşenko, muhalefet tarafından destekleniyordu, ancak bu onu, AB ve Batı ile daha yakın bağlar isteyen güçlü Ukraynalı işverenler için bir hedef haline getirdi. Dönemin Devlet Başkanı Leonid Kuçma'nın karşı karşıya olduğu, ülkenin en büyük çelik üreticisi Krivorizhstal'in kendi damadına satılmasını da içeren yolsuzluk suçlamaları karşısında Batı destekli “Turuncu Devrim” gerçekleşti ve  Viktor Yuşenko Ocak 2005'te devlet başkanlığına seçildi. 

 

Yuşenko göreve geldikten sonra, Ukrayna siyasi arenasındaki bir diğer temel oyuncu olan rakibi, göz kamaştırıcı devrimci lider ve aynı zamanda zengin bir doğalgaz girişimcisi olan Yulia Timoşenko'yu başbakanlığa seçti. İki isim arasında çok kısa süre içinde çatışma başladı ve bu, bir yıl sonra Timoşenko'nun görevden alınmasıyla sonuçlandı, ancak Aralık 2007'de yeniden göreve atandı. Yuşenko'nun diğer rakibi Viktor Yanukoviç ise Ağustos 2006-Aralık 2007 arasında bu görevi üstlendi.

 

Yuşenko, Yanukoviç ve Timoşenko arasındaki çatışma ve siyasi karmaşa siyasi süreci durdurdu ve Ukrayna ekonomisinin 2008 küresel ekonomik çöküşünün ardından umutsuzca felç olmasına yol açtı. 2010 yılı itibariyle Yuşenko seçimi kaybetti, Yanukoviç Devlet Başkanı oldu ve 2011'de Timoşenko, Rusya'yla yapılan bir doğalgaz anlaşmasında yetkilerini kötüye kullanmaktan mahkum oldu. Aynı yılın Mayıs ayında IMF, hükümetin bazı “yapısal reformları”, yani kemer sıkma önlemlerini hayata geçirememesi nedeiyle 15 milyar dolarlık bir krediyi askıya aldı.

 

Başlangıçta Ukrayna, 1994 yılında AB'ye katılma arzusunu ortaya koymuş ve bu amaç doğrultusunda en az 11 adet çift taraflı politika anlaşması imzalamış olsa da, liderler, Yulia Timoşenko'nun hapsedilmesi de dahil olmak üzere, “demokrasinin ve hukuk devletinin ağır bir şekilde bozulması” olarak adlandırdıkları şeye dair kaygılar Başkan Yanukoviç tarafından giderilmediği müddetçe AB ile entegrasyon anlaşmasının onaylanayamacağını söylediler.

 

AB anlaşmasının Ukrayna'ya beş yıl için sadece 160 milyon dolar getireceğini ve IMF'ye yapılan borç ödemelerinin daha da büyük bir meblağı gerektirdiğini anlayan Yanukoviç, AB anlaşmasından vazgeçip kendisine, 3 milyar doları hemen ödenecek şekilde 15 milyar dolarlık bir nakit paketi öneren Rusya'yla anlaşma imzalamaya karar verdi. Yanukoviç'in bilgece adımı Aris tarafından “eğer Yanukoviç AB anlaşmasını kabul etseydi, ülke çökmüş olacaktı” şeklinde yorumladı. Elbette bu, Rusya'yı zayıflatma ve NATO askeri güçleriyle kuşatma kampanyasının parçası olarak, ABD'nin hedeflediği bir şeydi.

 

Öngörülebilir bir şekilde Washington, Yanukoviç'in kararından memnun olmadı, bu yüzden de ABD Kiev'de rejim değişikliğini provoke ederek, Moskova'nın askeri güçle yanıt vermesine yol açtı. Bu yüzden, Potomac'ın hükümdarları, Ukrayna'daki sorumsuz davranışları ve Rusya'ya karşı savaş tehditleri nedeniyle, Soğuk Savaş 2.0 olarak adlandırılabilecek şeye neden oldular: düşüncesizliğin baskın gelmesi ve Obama'nın Karadeniz'e ABD savaş gemilerini göndermesi halinde, Washington'un savaş baronlarının uzun süredir arzuladığı gibi, nükleer çatışmaya yol açabilecek, tarihi büyüklükte bir krizdir bu.

 

medyasafak

Etiketler :
EN ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
EN ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
ANKET

Site Haritası RSS Beslemeleri